Silikon kaplamalar keloidler ve hipertrofik yara izlerinin giderilmesi için ilk kez 30 yıl önce gündeme gelmiş ve ardından yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Fakat etkinliği konusunda yapılan bir çok çalışma, silikon kaplamaların yara izlerinin giderilmesi açısından yetersiz olduğunu göstermektedir.

Etki mekanizması

Silikon içerikli ürünlerin etki mekanizması kesin olarak bilinmemekle birlikte, aşağıdaki süreçler önerilmektedir;

1) Cilt yüzeyi ısısındaki artış, doku kollajenaz aktivitesini arttırabilir ve kollajen tahribine neden olur.

2) Silikon tabaka ile cilt arasında  statik elektrik oluşturarak, kollajen liflerde düzen oluşturabilir.

3) Cildin nem oranını artırmak (cilt yüzeyinden buharlaşmayı azaltarak) . Bu da kollajen üretimini azaltırken, onun ciltte doğal olarak dağılmasını sağlar, ayrıca ciltte kılcal damarların faaliyetini ve iltihaba sebep olan etkenleri azaltır. Tüm bu sebepler, hipertrofik yara izlerinin oluşmasını engelleyen faktörler olabilir.

4) Oksijen basıncının artması, dokunun oksijen eksikliği yaşamamasını sağlar ve kan damarlarının aşırı büyümesini engeller.

Kısıtlamalar ve yan etkiler

Bahsedildiği gibi silikon kaplamalar çoğunlukla hipertrofik ve keloid yara izlerinin oluşmasında engelleyici rol oynamaktadır. Yapılan bazı araştırmalar, silikonların yeni ve olgunlaşmamış yara izleri üzerinde etkili olduğunu fakat tüm insanlar için bir genelleme yapılamayacağını göstermiştir.
Ayrıca kızarıklık, ağrı, cilt kaşıntıları gibi bazı semptomları azaltmasının yanında yara izi kalınlığı ve renk gibi diğer parametreler üzerinde hiçbir etkisinin olmadığı görülmüştür.

Silikonlar için rapor edilen diğer olası yan etkiler ;

- Kaşıntı veya cilt kuruluğu
- Dermatit (Cilt iltihaplanması; egzama )
- Deri döküntüsü
- Cilt maserasyonu (soyulma ve doku zedelenmesi)
- Cilt bozukluğu